Gulyabani diye bir şey var mıdır? – Hakan Bıçakcı

 

Gulyabani diye bir şey var mıdır?

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın yapıtları ve fantastik tür

 

Türkçe edebiyatta fantastiği tür olarak adlandıran ilk yazardır Hüseyin Rahmi Gürpınar. Fantastik unsurlara sıkça yer de vermiştir yazdıklarında. Yine de eserlerinin fantastik türde olduğunu söyleyemeyiz. Hatta fantastik malzemeyi fantastik kurgunun aleyhinde kullandığını öne sürebiliriz. Bu durum, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın büyük ve çağının ötesinde bir yazar olduğu gerçeğini değiştirmez tabii.

Fantastik, üzerinde en çok kafa karışıklığı yaşanan türlerdendir. Doğaüstü, büyülü gerçekçilik, masal, bilimkurgu, ütopya/distopya, gotik hatta absürt ile karıştırılır sık sık. En çok da fantastiğin bir alt başlığı sayılan, olağanüstünün egemenliğindeki diyar fantazisi (high- fantasy) anlatılarıyla…

Çok uzatmamak adına mevzunun özüne inelim. Hikâyedeki gerçeküstü duruma açıklık getirmeyen eserler fantastiktir. Örneğin Franz Kafka’nın Dönüşüm’ü… Dönüşümün nedeni açıklanmaz. Fantastik unsur, heyecan yaratmak, serüveni köpürtmek veya okuru eğlendirmek için orada değildir. Kahramanı ve dolayısıyla okuru geren bir negatif koddur. Belirsizlik yaratır ve anlatıcıyı güvenilmez kılar. Freud’a göre de fantastik anlatının temel özelliği “tekinsizlik” duygusu uyandırmaktır. Dünya, ülke, şehir, ev hatta kafanın içi… Hiçbir yer güvenli değildir.

Fantastiği bir tür olarak ortaya koyan Bulgar filozof Tzvetan Todorov, “Fantastik” adlı kuramsal yapıtında bu türün okurun kararsızlığı üzerine kurulduğunu öne sürer. Fantastiği kısa süren bir kararsızlıkla sınırlandırmamak için yazar bu havanın sürdürülebilir olmasını sağlamalıdır. İnanılmaz olarak kabul edilenin olup olmadığı konusundaki yargı çatışmasıdır fantastik anlatıyı ayakta tutan. Masallar ve çoğu büyülü gerçekçilik anlatısı bu çatışmayı yaratmaz. Doğaüstü unsur yadırganmaz çünkü oralarda işler öyledir. Olağanüstü durum herkesin malumu, gündelik hayatın olağan bir parçasıdır.

Tıpkı sürrealizm gibi fantastik, genel itibariyle okurun kafa konforunu sağlamaktan uzak, yıkıcı bir türdür. Çünkü fantastik, adına “normal” denen her şeyi sorgulatır. Türkiye’deyse, Cumhuriyet’in ilk döneminin önemli yazarlarına baktığımızda hemen hepsinin kurucu aydın olduğunu görürüz. Yazın konusundaki yetkinlikleri bir yana bu kuruculuk sorumluluğundan dolayı düzene, sisteme eleştirel yaklaşan yıkım fantazilerinden uzak bir noktadadırlar. Biraz da bu nedenle Cumhuriyet’in ilk dönemi edebiyatımızda fantazi, temelsiz ve boş inançların yersizliğini göstermek için gerçekçi hikâyenin içine yerleştirilen bir unsur olmuştur. Hakikat fantaziyi her defasında alt etmiştir.

Pelin Aslan Ayar, “Fantastik Roman 1876-1960” kitabında Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın kitaplarında fantastik unsurların kullanılış amaçlarını şu maddelerle özetler:

– Doğaüstünün doğal bir açıklamayla çözümlendiği anlatılar.

– Her şeyin akıl ve mantığa uygun açıklaması yapılır.

– Batıl inançların ne kadar boş olduğunu ispat eder.

– Pozitif bilimin altını çizer.

– Materyalizmin ruhçuluğa üstünlüğü tezini destekler.

– Fantastik araçsallaşır.

– İdeolojik niyete hizmet eder.

 

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın anlatılarında akıl dışı olan, bir noktada kavranır. Fantastik durumlar, roman kahramanlarına oynanan bir oyundan ibarettir. Korku motifleri merak unsuru yaratma görevini üstlenir. Asıl çaba, kuruntuların yersizliğini kanıtlamak için harcanır. Hurafelerin ipliği sırayla pazara çıkar. Gerçekler bir bir aydınlanır.

Yazarın en ünlü yapıtlarından Gulyabani’yi (1913) hatırlayalım mesela. Anlatıdaki fantastik öğe olan “canavar”ın maskesi bir noktada düşer. Rasyonel bir açıklamaya kavuşuruz. Amaç, doğaüstüne olan inancın alaya alınmasıdır. Cehalete, batıl düşüncelere karşı bilimsel düşüncenin önemi vurgulanır böylelikle. Ancak aynı zamanda fantastik türle de vedalaşırız bu noktada. Fantastik durum ve olayların nedenleri yine anlatının içinde çözümlenmiştir çünkü. Fantastik unsurlar gerçekliğin altını iyice çizmek için kullanılıp bir kenara atılmıştır. Belirsizlik sonlanmıştır. Anlatıcı yeniden güvenilir olmuştur. Okurun yargı çatışması sona ermiştir. Her şey normale dönmüştür. Tekinsiz atmosfer dağılmıştır. Mahallemiz yeniden güvenlidir.

Romanda durum böyleyken kitabın film uyarlaması olan Süt Kardeşler’i (Ertem Eğilmez, 1976) düşünürsek şu diyalog, okurun kararsızlığı ve genel olarak belirsizlik üzerine kurulu fantastik türe güzel bir örnek olabilir:

-Gulyabani diye bir şey yoktur, olamaz.

-Olamaz.

-Ama olabilir de.

-Olabilir de.

Related posts

Leave a Comment