Truman Capote, Kurmaca Sanatı No:17

Truman Capote, Brooklyn Heights’ta, büyük bir zevk ve zarafet ile yakın zamanda restore ettiği geniş, sarı bir evde yaşıyordu. Evinden içeri girdiğimde, omuz hizasından yukarısı, içinde ahşap bir aslan heykeli bulunan ve yeni geldiği her halinden belli olan bir kutuya gömülüydü. Bir bıçkı tozu ve talaşlar hengâmesi ortasına nadide bir doğumu kuvvetli bir şekilde çekip “Burada!’’ diyerek sızlandı. “Daha önce hiç böyle görkemli bir şey görmüş müydünüz? Evet, işte bu! Onu görür görmez satın aldım, o artık tamamıyla benim.’’ “Oldukça heybetliymiş’’ dedim, “Onu nereye koyacaksınız ki?’’ “Neden ki, şömineye tabii…

Yeniden, merhaba!

Merhaba! Sekiz aylık aramızın sonuna geliyoruz. Bu dönemde elbette boş durmadık, çalıştık. PE’nin 4 yılı aşkın kişisel tarihinde yeni dönüm noktaları da bizleri -sizleri- bekliyor. Bu haberleri çok yakında paylaşacağız. Şimdiden çok heyecanlıyız, mutluyuz, sabırsızlanıyoruz. Görüşmek üzere!

Ginsberg’in Halesi ya da Şiirin Pop Olarak Yeniden Doğuşu – Rafet Arslan

    1 Sizlere kısaca şiir diye bildiğimiz sanatın 20. yüzyılın belirgin bir döneminde nasıl raydan çıktığı, yüzyıllardır üstüne giydiği öncü, Promethusçu rolü ve kâhinsel tavrın nasıl biçim değiştirdiği anlatmak isterim. Peki, insan uygarlığı tarihi boyunca ateşle, arzuyla, köklü devrimler, alt üst oluşlar ile at başı giden ve onların dili olmuş şiir ve şair nosyonundaki bu ciddi sapma nasıl meydana geldi? Özellikle Romantizm akımı ile birlikte Fransız Devrimi’nin düşüncesi ile gelişen şiir modern yaşamın bıçak sırtını kendi varoluş alanı olarak seçmişti. Şair pastoral manzaraları terk etmiş, büyük kentin kalabalığı ve…

Görünmez Kentler, Görünmez Kadınlar – Armağan Ekici

  Calvino, 1967-1980 arasında (44 yaşından 57 yaşına kadar) Paris’te yaşamış. Raymond Queneau ile bu yıllarda arkadaş olmuş; Queneau’nun konuları, yazı teknikleri çok ilgisini çekmiş; Oulipo grubuna 1972’de katılmış. Bu yıllarda, hem Queneau, hem de Calvino, ütopyacı sosyalist Charles Fourier’nin yazdıklarıyla da çok ilgilenmişler. Calvino’nun bu yıllarda gösterge-anlam ilişkileri üzerine de çalıştığını biliyoruz. Calvino’nun 1972’de yayımladığı Görünmez Kentler, tüm bu unsurların düğüm olmasıyla ortaya çıkmış bir kitap; içeriğinin olağanüstü renkliliğinin, kitabı oluşturan masalların ışıltılı hayal gücünün yanında, yapısıyla, Calvino’un bunu izleyecek iki romanını, Kesişen Yazgılar Şatosu ve Bir Kış Gecesi…

Georges Perec – Çeviri Şiirler & Ekin Metin Sozüpek

ÖNCÜL KOPMA   “Öncül Kopma”nın Eceli; kapımda makûl celp. Nasip: Kelimecinin lakap mecmuasını cılk pamukla mıncırıp aklınca; pimi çekilmiş can pikapını mecalsiz kalp canıma liman yapacak.   Ö N C Ü L K O P M A § I N E C E L İ K A P I M § A M A K U L C E § P N A İ P K E L İ M E C İ N İ N L A K A P M E C § U A § I N…

Gulyabani diye bir şey var mıdır? – Hakan Bıçakcı

  Gulyabani diye bir şey var mıdır? Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın yapıtları ve fantastik tür   Türkçe edebiyatta fantastiği tür olarak adlandıran ilk yazardır Hüseyin Rahmi Gürpınar. Fantastik unsurlara sıkça yer de vermiştir yazdıklarında. Yine de eserlerinin fantastik türde olduğunu söyleyemeyiz. Hatta fantastik malzemeyi fantastik kurgunun aleyhinde kullandığını öne sürebiliriz. Bu durum, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın büyük ve çağının ötesinde bir yazar olduğu gerçeğini değiştirmez tabii. Fantastik, üzerinde en çok kafa karışıklığı yaşanan türlerdendir. Doğaüstü, büyülü gerçekçilik, masal, bilimkurgu, ütopya/distopya, gotik hatta absürt ile karıştırılır sık sık. En çok da fantastiğin bir…

‘televizyon okuyan’ bir kapitalizme uluma – küçük İskender

   Böyle bir dünyaya hizmet edeceğime sanatsal kötülüğün köpeği olmayı tercih ederim.   Nicole Kidman, The Others (2001) filminde çatı katında bulduğu resimlerdeki insanları başta uyur sansa da sonradan tuhaf bir ritüelle yüzleşir ve onların ölülere ait olduğunu fark eder; bu elbette ‘ölü insanlar görüyorum, ölü olduklarını bilmiyorlar’ diyen acılı, korkmuş küçük bir çocuğun trajedisinde Amerika’ya göndermeler taşıyan, postmodern bir hicivden daha çarpıcıdır. Çünkü Amerika, ölü ile iletişim halinde kalmayı tercih eden politikaları ile halkını gizli bir tehditle dinç ve küresel şuurdan uzak tutmayı her zaman akla yatkın bulmuştur. Ölü…

Tante Rosa, Tante Rosa I Love You! – Senem Timuroğlu

Tante Rosa, 1968’de yayınlandığında memleketin erkek edebiyat eleştirmenlerince “yabancı”, “tuhaf”  bulunur. Toplumsal gerçekçiliğin sanatta baskın bir ölçüt olduğu çevrelerce, Türk edebiyatında bu kitabın ne işi vardır. Bu zihniyetle yaklaşılan yapıt, anlaşılmaz. Sevgi Soysal bunu bilir ve son zamanlarında bir göğsü alındığı sıralarda, bir arkadaş toplantısında Özdemir İnce’ye kitabını vasiyet eder: “Sana bir vasiyetim var, Özdemir. Özdemir, çüş, der. Çüş müş yok oğlum. Vasiyet vasiyettir. Şimdi bu hırdavatlar, Yenişehir’de Öğle’yi şunu bunu öne çıkartıp Tante Rosa’nın boynunu vuracaklar. Sen benim ne halt ettiğimi ilk hikâyelerimden bu yana biliyorsun. Tante Rosa’ya sahip…